ZamanMisali

Zaman Misali Kaybolan Herşeye

‘OLTAMA TAKILANLAR’ Kategorisi için Arşiv

İman..

Yazan: Efe 28/04/2009

Lâ
İMAN..

Adem’in pişmanlığıdır iman, Havva’nın gözyaşları..

Eyyub’un sabrı, Musa’nın asâsı, Yunus’un duasıdır..

İbrahim’in nurdan gömleği, Yusuf’un güzelliği, Yakub’un açılan gözleridir..

Süleyman’ın şükrü, Davud’un sesi, Ashabı Kehf’in uykusudur..

İsmail’in boyun eğişi, Hâcer’in teslimiyeti ve şeytanın mağlubiyetidir iman..

İsa’nın müjdelediğidir.. Son Peygamberin dirilten nefesidir iman..
(Aleyhimusselam)

Aşktır iman.. Meleklerin bile kül olacağı noktadan, geçivermektir..

Gökler dolusu “Ehad! Ehad!” sesleridir Bilâlce..

Sıddık’ın vefası, Osman’ın hayasıdır,
Ali’nin ilmi, Ömer’in adaletidir iman..(R.Anhum)

Er meydanında O şanlı yiğidimin, mâni olmasın diye, koparıp attığı koludur..

Halid’in kılıcı, Hamza’nın heybeti, Mus’ab’ın asaleti,
İkrime’nin hidâyeti ve Resulun affıdır iman..

Zulme karşı duruşun adıdır iman ve Mazlumların duaları, gözyaşlarıdır..

Cennetleri dünyaya taşımaktır iman..

Allah’tan başka herşeye “L” demenin adıdır..

Gözünün görmediği, aklının ermediği,
Lakin yüreğinin ezbere teslim olduğu HERŞEY dir..

Yüzünü, aklını, yüreğini ve tüm kâinatı ışıklandırandır..

Elest Bezminde “Belâ” deyip, Rabbinle kavilleşmendir iman..

Şu kağıda dökülenler, işin yalnızca edebiyatı belki..

Sen en iyisi, kapat gözlerini, akıt O’na (CC) doğru aklını ve yüreğini,
Olmadı kapan secdeye..

İŞTE İMAN: O’NUNLA(CC) KURABİLDİĞİN İRTİBATTIR..


Yazı kategorisi: OLTAMA TAKILANLAR | Etiketler: , | » yorum bırak;

Mezopotamya..

Yazan: Efe 17/04/2009

Mezopotamya

Burası Mezopotamya, bu topraklarda kavga tarihle yaşıt. İnsanlık tarihinde ilk kan burada döküldü. Hem de kardeş kanı: Kabil’ in Habil’ i öldürdüğü topraklardır Mezopotamya…



Mezopotamya coğrafyası tarih boyunca nice ”Batılla – Batıl” ve ”Hak ile Batıl” savaşlarına sahne olmuştur, bunların gerçek sayısını Alim-i Mutlak’tan başka kim bilebilir ki?

Şu bilinendir ki! Bugün yine aynı coğrafyada tarihin sahnelerinden bir sahne tekrarlanmaktadır ve biz inanıyoruz ki, sonunda zafer mazlumlar dan yana olacaktır.

“Zulüm ile olanın abat
Olur akibeti berbat”

İnsaniyet mektebinden kaydını sildirmiş bir medeniyetin getireceği medeniyeti, kabul ettirmek ne tür seramoniler gerektiriyormuş meğer!

Biz Ortadoğu’nun evlatları tek bir nida halinde diyoruz ki; “Bizim sahip olduğumuz İlah’i değerlerin yanında senin dayatmaya çalıştığın medeniyetin bir kuruş değeri yok.” Yok, çünkü değersiz olana değer verilmez.

Verilmez, Çünkü;

Mezopotamya da Hürriyet ve istiklal’in sembolu Huseyn var!
Mezopotamya da Dünya’yı evrensel Nur’a gark edecek Mehdi’nin Kademgah’ı var!
Mezopotamya da tek suçu Adalet olan Ali var!
Mezopotamya da İnsanlığın Nur Kandili olan Hadi var!
…Ve daha nice niceler var!

Mezopotamya da övmekle sayıp bitiremeyecek lerimiz varken, zalimin zulmünden öte öğünecek neyi var?

Mezopotamya çocukları zulüm üstüne kurulmuş ”Babil Kulesi”ni, zalimlerin övünç kaynağı olan ”asma bahçeleri”ni yıktı!

Ve birgün Mezopotamya’nın çocukları senin zulüm saraylarını da yıkacak.
Kutsal ”Armageddon”un uğruna sonun yaklaştı ey İsrail!

Buna rağmen birileri çıkar iğrenç saldırıyı ( içinde Allah’ın adının anıldığı yerlere saldıranlar ) üstlenir ve İslam adına yaptığını söylerse,bu da İsrail-ABD-İngiltere’nin uşaklığı ile özdeş olan Harici zihniyet İslam’ıdır!

Irak ve İslam alemi”nin degerli Alim’leri sergliledikleri metanetli davranışlar ve halkı sağduyu ya davet etmeleri, üzerinde düşünülmesi gereken hassas konudur.

Sonsöz: Huseyn gibi onurlu eylemlerde bulunma eksikliğini taşıyorsak, Zeynep gibi haykırmak şi’ar’ımız olsun!

Yazı kategorisi: OLTAMA TAKILANLAR | Etiketler: , , , , | » yorum bırak;

Beyrut..

Yazan: Efe 17/04/2009

Beyrut

Beyrut anlatılacaksa eğer ille de bir şeylere benzetilir. İşin kolayına kaçanlara göre Doğunun Paris’idir. Oysa hiçte Paris’e benzemez. Benzemekte istemez, denizsiz yapamaz çünkü. Sırtını kıyı dağlarına verip, uçsuz bucaksızmış gibi hissedilen Doğu Akdeniz sahilince uzanmak ister…

Makber şiirinde Abdulhak Hamit Tarhan, Beyrutu öyle bir anlatır ki mübalağa karanlık bir şehirdir karşımıza çıkan. Haklıdır da Tarhan, Fatıma’sını kaybetmiştir. Tatlı bakışlı Fatımasını, Cay-ı dilberini. Belli ki kadim bir aşk vardır aralarında. Şiir boyunca kabullenemez bu erken gelen ölümü.

Bir isyan şiiridir Makber. Havsalanın, hayalin alamayacağı bir durumdur yaşanan çünkü. Ölüm karşısında çaresizdir şair. Bir süre sonra, bir şekilde kabullenir bu ölümü; her ne kadar teskin etse de kendini Abdulhak Hamit Tarhan. Yaşadığı bu acı böyle muazzam bir şiiri bırakmıştır geriye.
Rivayete göre Tarhan şiiri, Fatımanın cenazesinin gemiyle Beyrut’tan İstanbul’a getirildiği gece yazmıştır.

“En fazla bir yıl sürer, yirminci asırlılarda ölüm acısı.” demiştir şair. Mütevazidir bunu söylerken, yaşadığı dönemden her şeye karşın umudu kesmemiştir. Oysa Yirmibirinci Asırlılarda ölüm acısı bir gün bile sürmemektedir. Tv haberlerinde kirlenmektedir insanlık. Bizi tutsak eden görüntü, acılarımızı yavaş yavaş sağaltır, öfkemizi dindirir. Zaman kötü bir zamandır. Fatıma bir şekilde unutulmuştur, Beyrut unutulmuştur. Nasıl olsa ölenle ölünmez denilip, avunulmuştur. Hatırası havada kara bir bulut gibi dağılıp gitmiştir. Binlerce bomba yağmaktadır artık üzerine.
Öyle bir unutuştur ki bu, toplumsal havsalamız utanır hatırlamaktan. Oysa şuracıkta işte, yanı başımızdadır. Fatıma kadar, şahdamarımız kadar bize yakındır Beyrut.

Beyrut’a gidecektim bu yaz… nasılda unutmuşum. Ne çok şeyi unutmuyoruz ki bilerek veya bilmeyerek. Oysa ne planlar yapmıştım. Cilvegözünden Suriye’ye geçecektim ilk, sonra ver elini Halep, oradan dağ yollarını aşıp, inecektim Beyrut’a.
Hala orada mıdır bilmem. Hala öylesine dingin midir Beyrut kestiremem.

İçim sıra bir Abdulhak Hamit yürüyor şimdi. Fatımayı beklerken ki haliyle. Ve kara bir kalemle yazıyor yine o şiiri.

Ben gittim o haksar kaldı
Bir köşede tarumar kaldı
Baki o enisi dilden eyvah
Beyrut’ta bir mezar kaldı.

Beyrut’a gidecektim bu yaz… Fatıma’nın şehrine…


Alıntı..

Yazı kategorisi: OLTAMA TAKILANLAR | Etiketler: , , | » yorum bırak;